Eğlence

Black Mirror 1. Sezon (İnceleme)

Ütopya ile distopyanın birbirine karışığı minimal denilebilecek kıvamda bölümler içeren 2011 yapımı dizi olan Black Mirror, Doctor Who gibi, Dexter gibi her bölümde farklı karakterlerle farklı konuları işliyor. Ancak ortak konu hep, hızlı ve bilinçsiz bir sosyolojik ve teknolojik gelişimin mal olduğu ve olabileceği şeyler. Diziyi tek kelime ile ifade edersek o kelime kesinlikle ‘’sarsıcı’’ olurdu.

1. Bölüm – The National Anthem:

Toplumun sağlıklı bir şekilde ayak uyduramayacağı bir hızda gerçekleşen teknolojik gelişmelerin sosyolojik geri dönüşleri The National Anthem isimli pilot bölümde bir komplo konu edinerek çok güzel şekilde anlatılıyor. Çok derin ve düşündürücü bir bölüm olan The National Anthem’de bilinçsiz ve hızlı teknolojik gelişmelerin bir toplumda yaratabileceği sosyolojik yıkım, sosyal medya araçlarının bir ülke liderini dahi  ne denli zor duruma sokabileceğini günümüzdeki çarpık ‘gelişme’ leri ve bu gelişmelerin gelecekte alabileceği noktaya güzel bir eleştiri getirilmiş..

İngiltere başbakanının bir domuzla ilişkiye girmesini isteyecek, bunu zevk alarak izleyebilecek bir toplumun geçirdiği evrim, sosyal medya denilen dipsiz kuyunun olayları nasıl karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getirebileceği, bu tür bir çıkmaz karşısında devlet yapılanmasının aldığı tavır, seçilen yollar, çok gerçekçi ve sarsıcı biçimde gözler önüne seriliyor. Diziye başlamak için bu bölümden daha güzel bir sebep olamaz diye tahmin ediyoruz.

2. Bölüm – Fifteen Million Merits:

Zamanın ve mekanın bilinmediği bir bölüm olan Fifteen Million Merits, gerçekliği sorgulatacak türden detaylar barındıran bir Black Mirror bölümü. Adeta bir bilgisayar oyunu ya da, bir tür yapay evren içerisinde yaşayan canlılar gibi düşünülen insanlar, sınırlı şeylere sahip olabiliyor, sınırlı şeyleri yiyebiliyor, sınırlı şekilde uyuyabiliyor. İstedikleri şeylere sahip olmaları, temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak içinse pedal çevirmeleri yani bisiklet kullanmaları gerekiyor. Pedal sayısına göre puan kazanıyorlar. ‘ne kadar ekmek o kadar köfte’ durumu biraz da. Ancak acı olan şeyse, bu tür bir yaşamdan kurtulmak o kadar kolay değil. Sadece bir yetenek yarışması bir umut kaynağı olabilir.

Yola birlikte çıkılan insanın, vaat edilen şeyleri görünce gözünü bir şeylerin bürümesi, kolay olanı seçmesi ve bu durumun getirdiği psikolojik yıkımı çok güzel aktaran bir bölümdü.

3.Bölüm – The Entire History Of You:

Sezonun en özel bölümünün bu bölüm olduğunu söyleyebiliriz. Zira bölüm, kendi içinde aşk, acı, ihtiras ve nefret kavramlarını doyasıya aktarıyor. Kulağın arkasına yerleştirilen ‘grain’ isimli bir teknolojik ürün sayesinde gözünüzde bir tür kamera olduğunu düşünün. Bu kameranın bakış açısı içerisinde kalan her şeyi kaydettiğini ve sonra, istediğiniz zaman açıp o anları tekrar gözlerinizde görüp ya da bir ortama aktarıp orada izleyebileceğinizi düşünün.

Bu bölümde de, eşinin kendisini aldattığını düşünen birinin geçmişe takılışını ve haklı çıkışını, geçirdiği psikolojik değişimi ve yaşadığı yıkımı görüyoruz. Sevdiğimiz kişinin hakkımızdaki düşüncelerini ya da, hayatımızdaki gerçek yerini, kısaca ”sevdiğimiz kişiye dair bazı çok önemli şeyleri gerçekten bilmeli miyiz?” Sorusuna cevap bir bölüm denilebilir.

Etiket

Kozmos

Dedirten Editörü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Close