#1
[Resim: sosyal-ikilem-the-social-dilemma-belgese...konusu.jpg]


Belgeselde Twitter, Youtube, Facebook, Instagram ve Google gibi büyük sosyal medya devlerinde eskiden çalışmış insanlarla yapılan bir dizi röportaj yer alıyor. Bu isimler ise bizlere sosyal medyanın insanlar üzerindeki etkisinden bahsediyor.
Sosyal İkilem belgeselinin konusuna gelecek olursak; belgesel sosyal medyanın insanlar üzerinde yarattığı ya da yaratabileceği olumsuz etkiyi merkezine alarak, izleyicinin sosyal medyaya olan bakış açısını değiştiriyor.
Belgeselde sosyal medya platformlarının insanları nasıl “kukla”ya dönüştürdükleri ve bağımlı hale getirdiğinden, önümüze çıkan reklamların algoritmasına kadar pek çok detay yer alıyor. Üstelik bunlar sosyal medya platformlarında üst düzey pozisyonlarda çalışan kişiler tarafından anlatılıyor.

#2
Biraz sıkıcı gibi geldi
unbalanced beğendi
#3
Belgeselleri severim bu da güzelmiş
unbalanced beğendi
#4
Sosyal medyanın gerçek yüzünü anlatan güzel bir belgesel.
unbalanced beğendi
#5
Değişik ve ilgi çekici bir belgesel olmuş. İzlenmesini tavsiye ederim.
unbalanced beğendi
#6
İzlememin üstünden zaman geçmesine rağmen hala aklıma geldikçe ürperiyorum. Eski Facebook, pinterest ve google gibi sosyal mecra/medya çalışanları işin arka yüzeyini çıtlatıyor bizlere. Hele Pinterest'in eski Ceo'sunun dedikleri insanı hayrete düşürmüyor değil. Adam işte saatler harcayıp insanların dikkatini çekmek için uğraştığı uygulamanın evde kendisini tuzağa düşürüşünü o kadar net ve güzel açıklamış ki izledikten sonra gidip telefon kullanım süreme baktım. Açıkçası pandemi yüzünden birçoğumuz (belki hepimiz) teknolojik aletlerde utanç verici ölçüde fazla zaman harcıyoruz. Sağlık açısından zaten zararlı olduğu tartışılmaz bir gerçek fakat kendi dünyamız açısından da öyle bana kalırsa. Normalde de mesela instagram gibi platformlarda insanların "musmutlu hayatlarına" tanıklık ediyoruz. Ya da biz öyle sanıyoruz. Bu sefer kendimizi aslında yalan olan gerçeklerle sorguluyoruz. "Neden benim arabam o model değil, neden bir macbook'um yok, şu markadan ayakkabı istiyorum. Şuna sahip olsam hayatım daha iyi olurdu. İstiyorum, istiyorum,istiyorum." Tüm istediğimiz daha fazla tüketim, tüketim, tüketim. Sanki Hayao Miyazaki'nin Sprited Away animasyonundaki o siyah yüzsüz varlık gibiyiz. Yedikçe, tükettikçe doymuyor daha fazlasını arzuluyoruz. İnsanoğlu kanaat politikasının güzelliğini ve ferahlığını anlayabildiği yıllara geri dönebilse diyorum bir umut. Çünkü bu aşırı tüketim çok değil birkaç on yıl sonra başımıza daha çok felaket getirecek gibi.
#7
İzledikten sonra size bütün sosyal medya hesaplarınızı silme isteği veriyor.
Çok fazla bahsetmek istemiyorum ama kesinlikle izlenmesi gereken bir belgesel,bakış açınız değişecektir.

Yorum Yazmak İçin


Ücretsiz Kaydol veya Giriş Yap

Dizi ve Filmler ile ilgili konulara dahil olmak için hemen üye olabilirsiniz veya üye olduysanız giriş yapabilirsiniz.