Yazar: mevlutkuzu73  •  03.09.2021, Saat: 01:37  •   - Yorum Yok
Bir sürü harika TV şovu var ve Dexter bunlardan biri. Bunu söylemek veya başka bir şeyle karşılaştırmak zor. The Shield'ı bitirdikten hemen sonra bunu izlemeye başladım.

[Resim: Dexter-full-izle.jpg]

Diyelim ki birkaç şeye verilen zihin o kadar da farklı değildi. Her ikisinin de aslında bir kahraman olmayan ortak bir baş karakteri var ve bu onu hafifçe ifade ediyor.
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: mevlutkuzu73  •  29.08.2021, Saat: 16:27  •   - Yorum Yok
Cehennem Lordu Lucifer Morningstar; Los Angeles Polis Departmanı için suçluları yakalamaktadır. Ancak büyük bir sırrı vardır: Bu çekici adam, aslında yeryüzüne düşmüş bir melektir! Neil Gaiman tarafından yaratılan Lucifer, Sandman isimli serinin yardımcı karakterlerinden biriydi ve daha sonra kendi çizgi romanına kavuştu. Çizgi romanlarda, karakter Lux isimli bir barı işletiyor.
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: mevlutkuzu73  •  28.08.2021, Saat: 19:40  •   - Yorumlar (1)
Sokağın kurallarıyla büyümüş, büyüyen ve büyümeye hazırlanan üç nesil üzerinden ‘sokağın adaleti’ kavramına farklı, evrensel ve gerçekçi bir bakış. Murat, 23 yaşında bir delikanlıdır. Dul annesiyle beraber yaşayan Murat yeri gelir küçük kardeşi Çarli ve yaşça kendisinden büyük olmasına rağmen ağbisi Suat’a babalık eder, yeri gelir üç çocuğuyla kimseye tamah etmeden hayata tutunmaya çalışan Beyza’ya dayanak olur. Murat aynı zamanda zekâsı ve cesaretiyle mahallenin ağbisi Şehmuz Ağa’nın da gözbebeğidir. Fakat Şehmuz Ağa’nın onca genç varken Murat tercihi, elbette güç savaşında dengeleri de etkileyecektir. Murat bir yandan iki kardeşi ve annesi arasındaki dengeyi sağlamaya çalışırken, diğer yandan mahallenin ağbisi Şehmuz Ağa’nın gözüne girmeye çalışmaktadır. Tabii her hikâyede olduğu gibi Sokağın Çocukları’nda da her seçim, bir vazgeçişi de beraberinde getirir Bu sezon 8.bölümde bitti çok güzel bir dizi tavsiye ederim
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Black Eagle  •  14.08.2021, Saat: 01:33  •   - Yorumlar (20)
Forum: Belgesel
~ Formula 1 diğer adıyla Grand Prix olan bu motor yarışı belgeseli Netflix’in orijinal içeriklerinden birisi olup 2019 yılında yayınlanmaya başlamış ve 3 sezona sahip belgeselin başkahramanları ise yarışan 20 pilotun kendisidir.
  Ülkemizde diğer ülkelerdeki kadar pek takip edilmeyen bu motor yarışını konu alan belgeseli sizlere tanıtmakla birlikte biraz da F1 hakkında bilgi vermek istiyorum. 😊

              


  F1 diye nitelendirdiğimiz motor yarışı toplamda 10 takımdan ve her bir takımın 2 pilotu olmak şartıyla toplamda 20 pilottan oluşmaktadır. Puanlama sistemi ise sadece ilk ona girmeyi başaran pilotlara ve sırasıyla 25,18,15,12,10,8,6,4,2,1 puan  sistemiyle verilir. Bu motor yarışı 1950’li yıllardan itibaren düzenlenmektedir. Pilotlar gerçek F1 pilotu olmak için çok küçük yaşlardan itibaren (5-6 yaş diye biliyorum) eğitiliyorlar. Belgeselde aslında o kısımları üstünkörü ele almışlar ama genel itibari ile o yaş aralığında Go Kart ile eğitilmeye başlıyorlar. Yaş aldıkça bilgisi ve yeteneğini ortaya koymuş olanlar artık küçüklükten beri hayalini kurmuş oldukları F1’de gerçek birer pilot olabiliyorlar.

              


  F1’de takımlar kendi araçlarını belirtilen kurallar dahilinde ve mühendisleri tarafından üretiliyor. “Kara Uçakları” diye adlandırdığımız bu araçlarda 80.000’den fazla parça vardır ve hepimizin takdir edeceği gibi en önemli parçası motordur. Motoru başka bir yerden tedarik etme şansları var ama geliştirmek takımın kendi işidir. Yarış sırasında gerçekleşebilecek olası bir kaza genel itibari ile motordan kaynaklanabilir. Olası bir kazada diğer pilotları ve yarışı egale etmemek için hazırda bekleyen sağlık araçları devreye girer ve yarış sarı bayrak uyarısı ile belirli bir süre için durdurulur. Hızın dorukta olduğu bu yarışta da kaza görmek pek olasıdır. Belgeseli izlerken bazen bazı olayların hangi zamanda gerçekleştiğini  anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Gözlerimizi büyüleyen o muhteşem araçların küçük bir hasarla nasıl paramparça olabileceğini de...

              


   Belgeselde sürekli bir yarış ortamı hakim olmamakla birlikte bir yarışa yer verdiklerini de belirteyim. Yukarıda yazmış olduklarım sadece F1 hakkında biraz da olsa bilgi vermek içindi. Gülümseme  Her bölümde bir takıma odaklanan belgesel, takımda yer alan 2 pilotun duygusal yönlerine daha çok dikkat çekmek istemiş. 4 sn gibi kısa bir süre içerisinde 160km/s hız yapabilen pilotların da duyguları olabileceğini ve  yaklaşık 70 civarında turu 1.10-1.90 dk gibi kısa bir sürede bitirmeleri de hız tutkunu olmalarının yanında bu tutkunun bazı tehlikeli kazalara da yol açabileceğini çok iyi yansıtmayı başarmışlar.

    Bu belgesel bizlere aynı zamanda her bir bölümde yer alan 2 pilotu yarışlarda görmüş olduğumuzdan daha fazla tanıma şansını tanıyor. Bazı pilotların gün geçtikçe  yeteneklerini nasıl daha da iyi sergileyebildiğini, bazı pilotlarında yerinde tutunmak için vermiş olduğu mücadeleyi, bazı pilotların ise podyuma çıkma şansı elde etmek için vermiş olduğu kıyasıya yarışa tanık oluyoruz. Sadece yarışı izlediğimiz zaman anlayamadığımız bazı kararları aslında neden verdiklerini bu belgesel sayesinde daha iyi anlama şansına sahip oluyoruz.

              


   Bölüm başında pilotların özel hayatları dışında takım liderlerinin de kararlarını yakından takip edebiliyoruz. Liderlerin takım için vermiş oldukları kritik kararları, takımın iyiliği için verilen bütün emeği hepsinden önemlisi herkesin bir yerlere gelmek için işbirliği içinde olduğunu da gözler önüne seriyor. Her ne kadar başarılı bir pilot olursanız olun takımınızın desteği olmadan çok da bir şey başaramazsınız. Pit-stopa geldiğinizde takımınız hazır değilse kazanabileceğiniz yarışı podyumdan silinerek bedelini ödemek zorunda kalırsınız. Takımda biz hepsini göremesek dahi (belgeselde de hepsini görme hakkına sahip değiliz) 450-900 arası insan çalışmaktadır. Bölüm sonuna yaklaştıkça yarışa az kaldığının sinyallerini veren toplam 5 seansla karşılaşıyoruz. Cuma günü bir saatlik süren 2  antrenmanlar yapılmaktadır. Cumartesi ise yine bir saatlik süren alıştırmayı Q1-Q2-Q3 olarak adlandırlan sıralama turları gerçekleşmektedir. Pazar günü ise pilotların sabırsızlıkla yeteneklerini sergilemek için bekledikleri yarış gerçekleşmektedir. Toplamda 30-40 dk süren bir bölüm böylece son bulmaktadır. 

              


   Sizler için bu belgeselin 3 sezonunun da fragmanını aşağıya bırakıyorum. Benim gibi F1’e merak salmış olanların severek izleyeceği bir belgesel olduğunu düşünüyorum.😇

Sezon 1:


Sezon 2: 



Sezon 3:
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Black Eagle  •  26.07.2021, Saat: 13:14  •   - Yorumlar (6)
Forum: Drama
~Allan Loeb’in kaleminden çıkan filmin yönetmenlik koltuğunda “Şeytan Marka Giyer” den tanıdığımız David Frankel yer almaktadır. Dram türü olan film 1s 40 dk kadar sürmekte olup filmimize hayat veren karakterleri ise; Will Smith, Kate Winslet, Keira Knightley, Helen Miren, Edward Nortan, Michael Peña, Naomie Harris, Jacob Latimore’dur. 

              

    Reklam yöneticisi olan Horward,işinde oldukça başarılıdır.Horward’ın bu başarısında desteğini eksik etmeyen arkadaşlarıyla ve ailesiyle birlikte olduğu sakin,güzel bir hayatı vardır. Hayatının hiç beklemediği bir anında yaşadığı büyük trajedi Horward’ın hayatını elinden almışcasına Horward’ı bambaşka biri haline çevirmiştir. 

  
Alıntı:Sevgi, zaman, ölüm. Bu üç soyut kavram dünyadaki her insanı birbirine bağlar.  İmrendiğimiz her şey sahip olamamaktan korkup sonunda satın aldığımız her şeyin sebebi günü bitirirken daha çok zaman istememiz, sevgiyi aramamız ve ölümden korkmamızdır.


    Yaşadığı trajedinin üzerinden iki yıl geçmiş olmasına rağmen Horward bunu atlatmak istemeyerek ailesinden, arkadaşlarından ve işinden oldukça uzaklaşmış; kendisini insanlardan soyutlayan, içine kapanık birisi haline gelmiştir. Kendi yalnızlığının içinden çıkamadığı zamanlarda kendisini mektup yazmaya vermiştir. Bir zamanlar hayatın anlamı olduğuna inandığı sevgi, zaman ve ölüm artık onun için kötü anlamlar ifade etmekte olup mektuplarını bu üç soyut kavrama yazmasına sebep olmuştur. 

              


   Horward’ın  bu insanlardan soyutlanmış haline üzülen ve onu hayata geri getirmeye çalışan arkadaşları Horward’ı takip etmeye karar vermişlerdir. Bu takip sonucunda zamana, sevgiye ve ölüme yazılan mektuplara ulaşmışlardır. Onu hayata nasıl geri çevireceklerini düşünürlerken bu üç mektup, hiç beklemedikleri anda onlara harika bir fikir verme şansını tanımıştır. Yapılan plan dahilinde artık Horward’ı uzaktan izlemeye  başlamışlar ve ona oynadıkları oyunun sekteye uğramaması için bazen hayatın akışına müdahalelerde bulunmuşlardır.

              


    Horward,arkadaşlarının ona oynadıkları oyunun içine istemeden dahil olmuş ve hayatın anlamı sandığı üç soyut kavramı ete kemiğe bürünmüş bir şekilde karşısında görmeye başlamıştır. Başta hiçbir tepki vermese de bu tuhaf olaya kayıtsız kalamamış ve tıpkı arkadaşlarının planladığı gibi oyunun başkahramanı haline gelmiştir. Artık hayatını akışına bırakmış ve hayatın onun karşısına çıkaracağı sürprizleri beklemeye başlamıştır.

               

   
Alıntı:-Bu sevgiye veda eden bir mektup değil mi?

+ Ona sevginin daima kendisinin içinde ve istese de  istemese de her şeyin özünde olduğunu,kolayca baştan savılmayacağını kimi seveceğimizi ve kimin karşılık vereceğini seçemeyeceğimizi anlatırsın.



  Horward’ın hayatını değiştirmesini istedikleri ete kemiğe bürünmüş olan bu soyut kavramlar fark etmeselerde kendi hayatlarına da dokunuşlarda bulunmuşlardır.

              


  İzlerken garip bir ruh haline bürünmeme sebep olan bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Sonu benim için sürprizle dolu olan bu filmin, dikkatli izleyicileri için çok ince mesajlar vermekte olduğunu ve bunu usta oyuncular üzerinden çok güzel iletmeyi başardığını söyleyebilirim. İzlerken keyifli zaman geçirdiğim hissini tattıran bu filmi merak edenler için fragmanı aşağıya bırakıyorum. İzlemek isteyenler için şimdiden iyi seyirler 🤗


Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Black Eagle  •  18.07.2021, Saat: 02:05  •   - Yorumlar (3)
Forum: Drama
~Filmimiz 2010 yılında Lauren Oliver tarafından aynı isimle yazılan romandan uyarlanmış bir filmdir. Senaristliği Maria Maggenti’nin kaleminden çıkmış olan filmin yönetmeni ise; Ry Russo Young’tır. Romandan uyarlanan filmde karakterleri; Zoey Deutch, Halston Sage, Elena Kampouris, Jennifer Beais, Logan Miller gibi isimler canlandırmıştır. 

              

  Sam,lise sona giden ve birbirlerini çok sevdiklerine inandıkları arkadaş grubuna sahip bir genç kızdır. Memnun olduğu bir hayatı vardır ve herkes gibi heyecan duyduğu sevgililer gününü kutlamak için plan yapmaktadır. Birlikte zaman geçirdiği arkadaşlarıyla partiden döndüğü sırada hayatını kaybedene kadar her şey planladığı gibi gitmiştir.

              


  Uyandığında kabus olduğunu düşündüğü günü tekrar yaşamış ve sürekli aynı güne uyanacağını anlaması pek de zamanını almamıştır. Ne yapacağını bilmez bir halde sürekli aynı güne uyanmayı kabullenmek zorunda kalmıştır. Bir döngünün içine hapsolmuştur. Ne yapacağını ve bu döngüden nasıl kurtulacağını bilemez bir haldedir. Her gün aynı güne uyanmış olsa da yaşanılan birkaç değişiklik, birkaç öğrendiği duyduğu yeni bilgiler, hayatına yön vermesine yardımcı olacaktır.

              


  Tıpkı diğer zamanlarda olduğu gibi bugünde yine aynı güne uyanmıştır. Ama bugünün farklılığı ne yapacağını ve bu döngüden nasıl kurtulacağını bildiğidir. Her şey normalmiş gibi davranmasına karşın insanların ne söyleyeceğini ve ne yapacaklarını bildiği için de içten içe garip bir mutluluk duymaktadır. Akışa çok müdahale etmeden günü yaşamaya başlamış ve gününü istediği gibi geçirmiştir. Gün bitimine yakın artık bu döngünün kırılma vakti gelmiş ve olacaklara biraz mani olarak hem kendi döngüsünün içinden kurtulmuş hem de daha önce bilmediği hayatlara dokunmuştur.

              

  Sürekli aynı güne uyanma hissi ve sürekli aynı şeyleri yaşayacağımız bir döngünün içinde bulunma fikri başta hepimizi korkutabilir ama ya biz de Sam gibi bu duruma mahkum edilmiş olsaydık bizler ne yapardık? Ben şahsen böyle bir durumda olmayı isterdim. Sürekli aynı güne uyanmaktan hatta aynı anı yaşamaktan bir süre sonra sıkılır mıydım bilmiyorum ama bazı özel anlara hapsolmak isterdim. Mutlaka bir çıkış bulunur sadece anın tadını çıkarmaya ve içinde bulunduğum döngüyü çok da müdahele etmeden yaşamanın keyfini sürerdim sanırım 😊. Film aslında garip bir konuya sahip olsa da kesin izlenilmesi gereken filmlerden biri olmayı başaramıyor bence. Boş bir anınızda “Ne izlesem?” diye düşündüğünüz ve  bir film bulamadığınızda zaman geçirmek amaçlı izleyebileceğiniz bir film sadece. Yine de çok merak eden olursa diye fragmanını bırakıyorum 🤗

  
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Black Eagle  •  17.07.2021, Saat: 03:18  •   - Yorumlar (5)
~Micheal Cooney’nin senaristliğini üstelendiği,yaklaşık 1 s 30 dk süren gerilim filmimizin yönetmenlik koltuğunda James Mangold yer almaktadır. Sonuna kadar izlemeden anlamamızın zor olacağı filmimizdeki karakterleri ise; John Cusack,  Ray Liotta, Amanda Peet vb. isimler yer almaktadır.

                


   Sağanak yağmurlu bir gecede dertleri içerisinde boğulan insanlar kendi işlerini yetiştirme çabası içindedirler. Zorlu hava şartları ile işleri bir kat daha zorlaşan,birbirini daha önce hiç görmemiş 10 insan mecbur kaldıkları için harabeye yüz tutmuş bir otele sığınırlar. Hepsi farklı özelliklere sahip olup bu geceyi rahat bir şekilde geçirmek istemektedirler. 

  Fırtınaya dönüşen sağanak yağmur otele sığınan bu insanların işini daha da zorlaştırıp, bütün dış dünyayla bağlantı kurabilecekleri şeyleri yok etmeye yemin etmiş gibidir. Çekmeyen telefonlar, iletişim kurulmasına bir şekilde engel olan telsiz, deposu çoktan bitmiş olan araçlar,kendi kendilerine oteldeki imkanlarla işlerini halletmeye çalışan 10 yabancı insan... Birbirlerine yardım etmekten başka çareleri olmadığını anlayan müşteriler kendi dertleriyle başa çıkmakla birlikte birbirlerine yapması gereken yardımı da esirgemeden görevlerini yerine getiriyorlardır. Otelde gittikçe tuhaflaşan olaylar dizisi sıralanmaya başlamıştır.

              


  Nereden geldiğini anlayamadıkları bir güç, göremedikleri biri, garip ve içinden çıkılmaz olaylara imza atması sonucunda  her birinin farklı dertle boğuştuğu insanlar birbirlerini suçlamaya başlayacaktır. Hepsi birbirini suçlarken birbiri ardına geri sayım başlatılmış hissi veren cinayetler her bir müşterinin kafasını daha da çok karıştırmaya yetecektir. İçlerinden akıllı olan ve sakin kalmayı başaran biri diğerlerini esiri altına almayı başarmış ve verdiği emirlerin yerine getirilmesini sağlamıştır. Olayların sebebini araştırmaya çalışırken geçen her bir zaman müşterilerin hayatta kalma şansını daha da azaltmaya başlayacak ve gelişen tuhaf olayları bir türlü çözmek mümkün olmayacaktır...

              
  


   Sürekli karanlık ve yoğun hava şartlarının gösterildiği filmi anlamak biraz zor açıkası. İzlediğiniz her dakika filmin nereye bağlanacağını merakla bekleyip ve tıpkı 10 farklı müşterinin de anlayamadığı gizemli olayların sebebini çözmeye çalıştığı gibi sizler de bir sonuç aramaya koyulacaksınız. Pek nadir gösterilen, filmden bağımsızmış gibi görünen sahnelerin ne anlama geldiğini anlamaya çalışacak ve gelişen olaylar dizisiyle bağlantı kurmayı deneyeceksiniz. Filmin sonuna geldiğinizde filme dair bütün sorularınızın cevaplandığını, kafanızda oluşturduğunuz taslağın  eksik kısımların tamamlandığını ve eğer filmin gereksiz olduğuna dair önyargınız varsa önyargınızın yersiz olduğunu göreceksiniz. Filmi sonuna kadar izlemek için sabır gerektiğini ve filmi sonuna kadar izlediğinizde pişman olmayacağınızı garanti ediyor ve izleyecek olanlar iyi için iyi seyirler diliyorum 🤗
 
   
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Black Eagle  •  28.06.2021, Saat: 02:29  •   - Yorumlar (4)
~Brian Percival tarafından yönetilen savaş/dram konulu film 2 saat 10 dk kadar sürmekte olup başrollerini  Emily Watson, Sophie Nelisse ile birlikte Geoffrey Rush  paylaşmaktadır.


              



  Filmden bahsedecek olursak eğer ilk dakikalarda küçük,sarışın bukleleri ve biraz da cesur bir tavır sergileyecek olan başkahramanız Liesel Meminger karşılayacak bizi. Bir aracın içinde kardeşi kendisi ve yanlarındaki bir bayanla henüz nereye olduğunu anlayamadığımız bir yolculuk sırasındadırlar ve daha ilk dakikalarda olmamıza rağmen üzücü bir sahneyle karşılaşırız. Yolculuk bitiminde Liesel daha önce hiç gelmediği bir kasaba buluverir kendisini. Yanındaki bayan tarafından tanımadığı ve biraz da yaşça büyük olan bir çifte emanet edilir.


  Çok yabancısı olduğu bu evde gelecekte güzel günler geçireceğinden habersizdir ve daha ilk dakikadan itibaren Liesel’e komut veren bir üvey annesi olmuştur artık. Liesel daha dokuz yaşında olmasına rağmen henüz okumayı bilmemekte ve evde üvey annesinin söylediklerini eksiksiz yapan bir kızdır. Orada geçireceği ilk gece onu üvey babası uyutmak ister. Babasının daha okumayı bilmediği halde elinde sıkı sıkı tutmuş olduğu kitap dikkatini çeker ve kızın onu ailesi gibi benimsemesini istediği için ona kitabı okumak ister.


              



  Liesel komşularının çocuğu ile birlikte okula gidip gelmeye başlasa da asıl öğrenmekten keyif aldığı yer evdir. Babası Liesel’in okumayı öğrenmesi için kendince bodrum katında bir oyun hazırlamıştır ve bu Liesel’in içinde yeni kelime öğrenme isteğinin artmasına ve ailesine olan bağının da yavaş yavaş güçlenmesine sebep olmuştur.


              



   Liesel, İkinci Dünya Savaşı’nın henüz başlamadığı ama yavaş yavaş sinyallerinin verildiği bir dönemde evlatlık verilmiştir. Ülkelerin kendi siyasi ve ırkçı politikaları karşısında kendi ulusları arasında yapmış olduğu bazı gösteriler,Liesel’in anlam veremediği ama babasının yaptığını gördüğü için yaptığı bazı gösteriler, vardır. Bir gün yine bu gösterilerden birinde bulunurken, sınıflarından pek de haz etmediği çocuğun ona söylemiş oldukları sayesinde bazı olayların farkına varmıştır. 


              

  Her savaş döneminde olduğu gibi bu zamanda da saklanan bazı kişiler vardı. İşte Max’de bunlardan sadece bir tanesiydi. Liesel artık büyüdüğü ve bazı şeyleri anladığı için onun en büyük sırrı Max olmuştur. Gün geçtikçe Max’ de Liesel’in bodrum katındaki oyununa dahil olmuş hatta oyunu biraz daha geliştirmiştir. Liesel’in büyük sırrı olan Max artık Liesel için çok farklı ve özel bir kişi olmaya başlamıştır.



              



   Savaş artık patlak vermiş ve eski mutlu günleri geride kalmıştı, savaş sürecinde Max’in Liesel’de kitaplarla oluşturduğu bağ sayesinde Liesel’ de birçok insanın cesaret kaynağı olmuştur. Uzun süren savaş dönemi birçok insanı geri dönmemek üzere kendi bünyesine hapsetmiş pek çok insanın ise hayatında değişikliklere sebep olmuştur. Değişmeyen tek şey ise Liesel’in kitaplarla olan inanılmaz güçlü bağıdır...



  Konusu belki biraz garip biraz sıkıcı gibi görünebilir okuduğunuz anda ama filmi izleyince söylediklerimin de ötesinde bir film olduğuna kendiniz şahit olacaksınız. Elimden geldiğince anlatamaya çalıştığım bu filmi benim anlatımımdaki tesire çok da kapılmadan, hata aldırmadan izlemenizi tavsiye ediyorum. İzlediğinize pişman olmayacağınız bir film. Şunu da göz ardı etmemek gerekir ki savaş konulu bir film olduğu için 2 s 10 dk biraz uzun kaçmış süre olabilir,sıkıldığınız kapatmayı istediğiniz anlar yaşayabilirsiniz ama filmin sonunu da getirmekten kendinizi alamayacaksınız. Şimdiden iyi seyirler 🤗




Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: Eren Alp  •  14.05.2021, Saat: 11:51  •   - Yorum Yok
Henry Cavill bir dizide olunca o dizi bir başka oluyor tabi.Senaryosu ve oyuncuları harika,bol aksiyon dolu ve zaman geçirici bir dizi tavsiye ederim.
Devamını Göster KONUYA GİT

Yazar: TheDolpphin  •  11.05.2021, Saat: 21:11  •   - Yorumlar (5)
Evet Gençler, belki de netflix'in ilk defa olacak bir şey bu bu yılın için çıkmış bir yeni sezonu bu yıl geliyor ne kadar garip bir olay netflix bey  ne yapıyorsunuz size böyle gelmeyin lütfen yani lupini 11 haziranda 2. sezonu geliyor ve gene olay fena derece karışık gibi olacak herkes gene lupin peşinde bakalım bu sefer hangi kılıkta kurtulacak bu durumdan


Sezon 2 Fragman: 
Devamını Göster KONUYA GİT